Kazı Çalışmaları

           Geç Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı’na Geçiş Dönemi (M.Ö. 3500-3000)

        En alttaki Geç Kalkolitik dönem dolgusu höyüğün batı kesiminde henüz çok sınırlı bir alanda araştırılabilmiştir. Etrafını, zikzaklar oluşturan bir savunma duvarının çevrelediği, evlerin sura bitişik olarak inşa edildiği ve ön cephelerinin ortadaki avluya açıldığı, İlk Tunç Çağı’na Geçiş Dönemi yerleşmesi, “Anadolu Yerleşim Modeli” veya “İç Batı Anadolu Yerleşim Modeli”  olarak adlandırılan genel yerleşim planının öncüsü olabilecek özellikler taşıması açısından büyük önem taşımaktadır. Evlerin kerpiç duvarları yer yer çatıya kadar korunmuştur. Bu evrede çanak çömlek giderek İlk Tunç Çağı özellikleri kazanmaya başlar.

 

           İlk Tunç Çağı I dönemi (M.Ö. 3000-2700)

           Bu dönemle ilgili olarak höyüğün belli kesimlerinde sondajlar yapılmıştır. Bu çalışmalarda duvar kalıntıları ele geçirilmiştir. Güneydoğudaki tarlalarda daha geniş alanda yapılan kazılarda, bu dönemin son evresine ait yana yana bitişik olarak inşa edilmiş, tek veya iki odadan oluşan evler ortaya çıkarılmıştır. Bu dönemle ilgili olarak höyüğün belli kesimlerinde yapılan sondajlarda duvar kalıntıları ele geçirilirken, güneydoğudaki tarlalarda daha geniş bir alanda çalışılarak bu dönemin son evresine ait yana yana bağımsız olarak inşa edilmiş, iki odadan oluşan uzun evler (sıra evler) ortaya çıkarılmıştır.

             İlk Tunç Çağı II Dönemi (M.Ö. 2700-2400)

           Küllüoba’da 6 mimari evre ile temsil edilen bu dönemde, yerleşim planı radyal tasarlanmayıp köşelidir. Bu plan, muhtelif şekil ve büyüklükteki avlular etrafında yan yana birbirlerine bitişik ve çoğunlukla uzun-ev şeklindeki yapılardan oluşur. Bu evler, ön taraflarından ortadaki büyük avluya bakar. Yerleşmede aşağı ve yukarı yerleşmelerin varlığından söz edilebilir.

        -Yukarı Yerleşme: Üzerinde bugüne kadar dört ana ve iki de tali kapının ortaya çıkarıldığı bir çevre duvarı ile çevrili olan Yukarı Yerleşme’nin doğusunda, 20 X 25 m ebatlarındaki bir avlu ve bu avluyu sınırlandıran evlerden oluşan bir kısım vardır. Bu kısım “Kompleks I” olarak adlandırılmıştır. Yukarı Yerleşme’nin batı kesiminde de yine uzun evlerle çevrili çok daha büyük bir avlu yer alır. Bu avluda, 31 X 24 m ebatlarında büyük bir kompleks (Kompleks II) ve 15 m uzunluğunda, trapez şekline diğer bir bağımsız yapı yer alır.  Kompleks II güney tarafta anıtsal bir megaron ve bunun kuzey bitişiğindeki dört yapı biriminden oluşur. 

        -Aşağı Yerleşme: Yukarı Yerleşme’yi çevreleyen duvarın dışında, Aşağı Yerleşme’ye ait evler de ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan bazıları yan yana bitişik ve Yukarı Yerleşme çevre duvarına arka kısımlarından yaslanmış olarak, Yukarı Yerleşme’nin batısında ve güneydoğusunda kazılmıştır. Ayrıca güneydoğudaki tarlalarda bağımsız olarak inşa edilmiş, daha basit planlı, duvarlarının daha ince ve özensiz olduğu evler de söz konusudur.

 

          İTÇ II’de Küllüoba’da aşağı ve yukarı yerleşmelerin giderek belirginleşmesi, kamusal işlevi olabilecek bağımsız yapı komplekslerinin söz konusu olması, bölgede ve tüm Batı Anadolu’da şehirciliğin ilk ortaya çıkışı ve gelişimi ile ilgili yeni bir bakış açısı getirmektedir. Bu kazılar ayrıca İTÇ II’de, Küllüoba’nın da içinde yer aldığı “Yukarı Sakarya Çanak Çömlek Grubu”nun özellikleri, gelişimi ve komşu bölgelerle olan ilişkileri konusunda önemli bilgiler vermiştir.

 

            İlk Tunç Çağı III Dönemi (M.Ö. 2400-1900)

          Küllüoba’da İTÇ III döneminin evreleri Z 19 ve AA 19 plankarelerinde üst üste tabakalanmış olarak saptanmıştır. Burada altta en azından üç evreli bir erken İTÇ III dönemi ve onun üzerinde de 5 evreli bir Geç İTÇ III (Orta Tunç Çağı’na Geçiş Dönemi) söz konusudur. Her iki döneme denk gelen kültür dolgusunun kalınlığı hemen hemen 5.0 m. ye ulaşmaktadır.

        Höyükteki erken İTÇ III dönemi araştırmaları, Suriye-Kilikya bölgesi ile Kuzey Ege arasında iç kuzeybatı Anadolu üzerinden önemli bir ticari ilişkinin kurulduğu ve bu ilişkilerin bölgenin kültürel ve siyasal gelişimine nasıl yansıdığı konularında önemli ipuçları vermiştir. Bu bağlamda özellikle, çanak çömlekte ortaya çıkan yeni mal grupları ve formlar ile ilk çark yapımı çanak çömleğin özellikleri hakkında ayrıntılı bilgiler elde edilmiştir. Küllüoba kazılarında  Geç İTÇ III dönemi mimarisi hakkında da önemli veriler elde edilmiştir. Evler tek veya çok odalı, bağımsız olarak inşa edilmiştir. Ayrıca bu döneme ait bol miktarda stratigrafik çanak çömlek ele geçirilmiştir . Eskişehir ve yakın çevresi bu dönemde kültürel/politik açıdan batıdan kopup Orta Anadolu ile bütünleşmiştir. Bu döneme ait kurşun figürin Küllüoba’da şimdiye kadar ele geçirilmiş buluntuların en önemlilerinden birini oluşturur.  2019 yılından itibaren höyüğün mezarlığında da kazılar başlatılmıştır.

        Küllüoba Kazısı’nda ele geçirilen eserler Eskişehir Arkeoloji Müzesi’nde muhafaza edilmekte ve sergilenmektedir. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi ve Türk Tarih Kurumu’nun katkıları dışında Küllüoba kazısı özellikle 2019 yılı çalışmaları büyük oranda TEKFEN tarafından desteklenmiştir.